Statü Endişesi: Başkalarının Gözündeki Yerimiz
- Aybüke Er

- 5 dakika önce
- 3 dakikada okunur
Bir akşam yemeğinde, bir mezun buluşmasında ya da aile ziyaretinde “Ne yapıyorsun şimdi?” şimdi sorusu mutlaka gelir. Soru basittir ama vereceğiniz cevap içinde pek çok parametreyi barındırır. İşiniz, maaşınız, unvanınız, başarılarınız. Liste uzayıp gider ama verdiğiniz cevap merdivenin hangi basamağında durduğunuzu gösterir. İşte Statü Endişesi kitabı Botton’un modern insanın en görünmez ama en yıkıcı korkularından birini inceler: Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu. Botton’a göre içimizi kemiren bu huzursuzluk statü endişesinden başka bir şey değildir.

Statü çoğu zaman mesleki bir kavram olarak algılansa da daha genel tabirle başkalarının gözündeki değerimiz olarak ifade edilebilir. Bu sebeple ilgi, saygı, alkış, takdir edilme gibi kavramlar yalnızca sosyal jestler değil, benlik algımızı besleyen işaretlerdir. Çünkü çoğumuz kendimize tahammül edebilmek için dünyanın bize değer verdiğine dair kanıtlar ararız. O durduğunuz merdivenden düşme ihtimali statü endişesinin başladığı yerdir.
Botton’a göre statü endişesinin temelinde modern dünyanın bize sunduğu büyük bir vaat yatar: meritokrasi. Bu aslında oldukça adil bir yöntem gibi görünür çünkü herkes becerileri ve başarısı ölçüsünde konumlandırılır ama modern toplumlarda bu tam bir kanser haline gelmiştir. Geleneksel toplumlarda insanın konumu büyük ölçüde doğumuyla belirlenirdi. Kim olduğunuz, ne yaptığınızdan daha önemliydi. Bu yapı adaletsizdi belki ama aynı zamanda sabitti. Sürekli yükselmek, kendini kanıtlamak ya da her an yerini kaybetme korkusuyla yaşamak zorunda değildiniz. Modern toplum ise bunun tam tersini önerdi. Herkes yeteneği ve çalışkanlığı ölçüsünde yükselebilirdi. İlk bakışta adil görünen bu sistem, beraberinde ağır bir psikolojik yük getirdi. Çünkü eğer başarı kazanılmışsa başarısızlık da hak edilmiş sayılacaktı. Böylece para yalnızca ekonomik bir araç olmaktan çıktı ve ahlaki bir işarete dönüştü. Zenginlik erdemle, fakirlik ise yetersizlikle eş tutulmaya başlandı.
Bu dönüşümle birlikte beklentiler de sınırsızlaştı. “İsteyen herkes başarabilir” söylemi umut verici olduğu kadar yıkıcı bir hale geldi çünkü çoğumuz sıradan hayatlar yaşarız ama sıradanlık artık kabul edilebilir bir kategori olmaktan çıktı. Büyük hedefler koymak, sürekli ilerlemek, daha fazlasını istemek normalleşmişti. Beklentiler ile gerçeklik arasındaki mesafe açıldıkça kişi yalnızca başarısız olduğunu değil; eksik, yetersiz ve değersiz olduğunu da hissetmeye başladı.
Kıyas ise bu tabloyu daha da ağırlaştıran bir kültür haline geldi. Çünkü statü tek başına ölçüldüğünde bir şey ifade etmez başkalarıyla karşılaştırıldığında anlam kazanır. Arkadaşlarımızın terfileri, sosyal medyada gördüğümüz parlatılmış başarı hikâyeleri, sansürlenmiş kariyer anlatıları… Hepsi bizi görünmez bir yarışın içine çeker. Başarılı insan artık savaş meydanında at koşturan bir şövalye değildir. Ticari dünyada para, güç ve ün kazanmış kişidir. ve bu ölçütler sürekli göz önündedir.
Kıyas arttıkça huzursuzluk da artar. Çünkü modern dünyada statü sabit değildir; kaygan bir zemindedir. Bugün sahip olduğunuz konum yarın elinizden kayabilir. İşte bu belirsizlik, meritokrasi vaadi ve sınırsız beklentilerle birleştiğinde, statü yalnızca toplumsal bir konum değil; kırılgan bir kimlik meselesine dönüşür.
Statü Endişesinden Kurtulma Yolları:
Botton, statü endişesinin tamamen yok edilemeyeceğini söyler çünkü statü endişesi duymak insan varoluşunun doğal bir sonucudur ancak onu hafifletmek mümkündür.
Felsefe, sanat, politika ve bohemlik gibi alanlar; mevcut statü hiyerarşisine alternatif değer sistemleri üreterek maddi başarıyı ölçüt olmaktan çıkaran yeni bakış açıları geliştirmemizde bize yardımcı olabilir. Botton’a göre esas ihtiyaç duyduğumuz şeyler sanayiciler değil filozoflar, girişimciler değil sanatçılar, kalabalıklar değil küçük bir dost çevresidir. Toplumun alkışladığı şey ile gerçekten değerli olan şey her zaman aynı değildir. Ve bu ayrımı fark ettiğimiz anda, statü merdiveni daha az korkutucu görünmeye başlar.
Statü Endişesi Hakkında Hap Bilgiler:
Statü, yalnızca mesleki bir unvan değil; başkalarının gözündeki değer algımızdır.
Meritokratik sistem, başarısızlığı kişisel yetersizlik gibi hissettirebilir.
Statü idealleri tarihsel olarak değişkendir; doğal ve sabit değildir.
Statü endişesi, başarılı bir yaşam ile başarısız bir yaşam arasındaki farkı idrak ettiğimizde ödediğimiz psikolojik bir bedeldir.




Yorumlar