top of page

Savaş Zamanının Propagandası, Barış Zamanının Pazarlaması

  • Yazarın fotoğrafı: ENES ÇELEBİ
    ENES ÇELEBİ
  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Savaş zamanlarında propaganda, kitlelerin duygularını yönlendirmek, algıyı şekillendirmek ve davranışı kontrol etmek için kullanılan en güçlü araçlardan biriydi. Ama propaganda hiçbir zaman ortadan kaybolmadı. Sadece üniformasını çıkardı! 


Barış zamanında aynı mekanizma, daha yumuşak bir isimle karşımıza çıktı: Pazarlama.

Modern çağda pazarlama; artık düşmanı şeytanlaştırmak yerine markayı kahramanlaştırıyor, fedakarlık çağrısı yapmak yerine “fırsat” sunuyor, korku yerine “aidiyet” duygusu inşa ediyor ama temel soru aynı: İnsanlar ne düşünsün, ne hissetsin ve nasıl davransın?

Savaş propagandası “biz ve onlar” anlatısı kurardı. Bugünün pazarlaması ise “sen ve hayatın” anlatısını kuruyor. Reklamlar artık ürün satmaktan çok kimlik satıyor. Bir ayakkabı özgürlük, bir telefon statü, bir marka değerlerin temsili haline geliyor. Bu, modern propagandanın en sofistike hali.


Savaş propagandası ile modern pazarlama stratejilerinin benzerliğini gösteren görsel
Savaş propagandası ile modern pazarlama stratejilerinin benzerliğini gösteren görsel

Aradaki en kritik fark etik çizgide ortaya çıkar. Propaganda sorgulamayı bastırır; pazarlama ise, en azından iddia olarak, seçim özgürlüğü sunar. Ancak bu çizgi her zaman net değildir. Kötü pazarlama, eski propaganda reflekslerini yeniden üretir: korku yaratır, eksiklik duygusunu kaşır, bilinçli tercihten çok dürtüsel tepkiyi hedefler. “Kaçırırsan kaybedersin”, “herkes bunu kullanıyor”, “sen hala sahip değil misin?” gibi mesajlar, modern çağın sessiz baskı araçlarıdır.

Bugünün en büyük farkı, gücün kaynağındadır. Artık propaganda afişlerle değil, algoritmalarla çalışır. Cepheler yoktur ama ekranlar vardır. Mermi yoktur ama bildirimler vardır. İnsanlar tek merkezden değil, kişiselleştirilmiş mesajlarla yönlendirilir. Bu da modern pazarlamayı geçmişteki propagandadan daha etkili hâle getirir; çünkü kişi, yönlendirildiğinin farkında bile olmayabilir.

Bu yüzden pazarlama yalnızca bir satış aracı değil, aynı zamanda bir güç alanıdır. Algıyı şekillendirir, normları belirler, neyin “iyi”, neyin “başarılı”, neyin “arzu edilir” olduğuna dair bir zemin yaratır. Savaş meydanlarında kullanılan stratejilerin barış zamanında markalar tarafından neredeyse birebir nasıl uyarlandığını gösteren gerçek örnekleri inceleyelim. 


1. “Biz ve Onlar” Anlatısı: Marka Kabileleri

Savaşta:I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı propaganda afişlerinde net bir ayrım vardı: Biz haklıyız, onlar tehdit. Bu anlatı, kitleleri tek kimlik altında birleştirmek için kullanıldı.

Pazarlamada:Apple vs MicrosoftApple’ın yıllarca kullandığı “Think Different” söylemi, yalnızca bir ürün vaadi değil; “biz yaratıcıyız, diğerleri sıradan” ayrımıydı. Tıpkı savaş propagandasındaki kimlik saflaşması gibi, markalar da kullanıcılarını “bizim tarafta olanlar” şeklinde konumlandırdı.


2. Korku Propagandası: Kayıp ve Eksiklik Pazarlaması

Savaşta:Soğuk Savaş döneminde ABD ve SSCB, nükleer tehdit algısını sürekli canlı tuttu. Amaç: halkın “önlem alınmalı” düşüncesini sorgulamadan kabul etmesiydi.

Pazarlamada:Sigorta sektörü“Ya başına gelirse?”, “Hazırlıklı mısın?” gibi söylemler, doğrudan korkuya değil, olasılık kaygısına oynar. Modern pazarlama, savaş propagandasındaki korku refleksini daha yumuşak ama sürekli bir biçimde kullanır.


3. Kahramanlaştırma: Marka Liderleri ve Elçiler

Savaşta:Winston Churchill gibi figürler, yalnızca lider değil; moral ve umut sembolüydü. Liderin imajı, savaşın kendisinden daha önemli hâle gelirdi.

Pazarlamada:Steve JobsSteve Jobs, Apple ürünlerinden bağımsız olarak bir “vizyoner” figür olarak konumlandırıldı. Tıpkı savaş liderleri gibi, marka anlatısı liderin karakteri üzerinden inşa edildi. Bugün birçok marka CEO’sunu bir iletişim silahı olarak kullanıyor.


4. Cephe Kontrolü: Algoritmik Dağıtım

Savaşta:Savaşlarda stratejik noktaların (köprüler, yollar, iletişim hatları) kontrolü hayatiydi.

Pazarlamada:Meta ve GoogleBugün cephe, sosyal medya akışlarıdır. Algoritmalar; hangi mesajın kime, ne zaman ulaşacağını belirler. Hatta en işlek caddelerdeki reklam panolarının en pahalı olmasını da bu sebeple açıklayabiliriz. Markalar için görünürlük, modern savaşın hava üstünlüğü gibidir.

Sonuçta propaganda kaybolmadı, evrim geçirdi. Üniformasını çıkardı, kravat taktı. Sertliğini azalttı ama etkisini artırdı. Bugün pazarlamayı gerçekten anlamak, sadece markaları değil, modern dünyanın nasıl ikna edildiğini anlamaktır.

Ve belki de en önemli soru şudur:Bu gücü bilinçli seçimlere alan açmak için kullanıyoruz yoksa yalnızca satmak veya kitleleri istenildiği gibi yönlendirmek için mi ?


 Propaganda Hakkında Hap Bilgiler

  • Savaşta petrol, çelik ve lojistik kritikti. Bugün en kıt kaynak dikkat. Markalar bunun için savaşıyor.

  • En etkili propaganda ise “ben bunu kendim istedim” dedirten. Modern pazarlama tam olarak bunu hedefler.

Yorumlar


bottom of page