top of page

Çağımızın Büyük Sorunu: Neden Odaklanamıyoruz?

  • Yazarın fotoğrafı: Aybüke Er
    Aybüke Er
  • 5 saat önce
  • 3 dakikada okunur

Neden Odaklanamıyoruz?

Telefonunuzu “sadece iki dakika” bakmak için elinize alıp yarım saat sonra hâlâ ekranda olduğunuzu fark ettiğiniz oldu mu? Ya da bir kitabın aynı sayfasını üç kez okuyup hiçbir şey anlamadığınız? Bir film ya da dizi izlerken  aynı zamanda Instagram’da video kaydırıp yan sekmede de bir haberi takip ettiğiniz. Modern dünyada dikkatimizi toplamak her zamankinden daha zor. Peki gerçekten ne oldu da dikkatimiz bu kadar kolay dağılıyoruz ve hiçbir şeye odaklanamıyoruz? 


Elinde telefon varken kitap okumaya çalışan bir gencin odaklanma sorunu ve zihnindeki dijital uyaranların illüstrasyonu.
Elinde telefon varken kitap okumaya çalışan bir gencin odaklanma sorunu ve zihnindeki dijital uyaranların illüstrasyonu.

İnsan beyni ödüle duyarlıdır. Özellikle de hızlı ve kolay gelen ödüllere. Sosyal medyada gelen bir beğeni, mesaj bildirimi ya da yeni bir video önerisi.  Hepsi beynimizde dopamin salgılanmasına neden olur. Dopamin, halk arasında “mutluluk hormonu” olarak bilinse de aslında bir ödül ve motivasyon hormonudur. Dopamin salgılanması bizim için kötü bir şey değil aksine uzun soluklu görevlerin tamamlanması için de bir motivasyon kaynağı ama sorun şu ki beynimiz artık uzun vadeli çabalar yerine kısa vadeli hazlara alıştı. Bir makale yazmak, sınava çalışmak ya da uzun bir kitabı bitirmek gibi süreç gerektiren işler beynimizde anlık olarak ödül üretmiyor. Oysa bir reels videosu saniyeler içinde yeni bir uyarıcı sunuyor ve böylece beynimiz, emek isteyen görevler yerine hızlı haz veren uyaranları tercih etmeye başlıyor. Sosyal medya yalnızca zamanımızı değil, dikkat biçimimizi de dönüştürüyor. Sürekli kaydırma hareketi, beynimizi kısa ve hızlı içeriklere adapte ediyor. Bu sebeple uzun soluklu işlere odaklanmak da sekteye uğruyor. 


Odaklanmanın yanı sıra bu hızlı ödül mekanizması kişilerin derin düşünme kapasitenizi de zayıflatıyor çünkü odaklanmayı bir nevi kas gibi düşünebiliriz. O da kas gibi  kullanılmadığında zayıflar.  Uzun bir metni sabırla okumak ya da karmaşık bir problemi çözmek, zihinsel dayanıklılık gerektirir. Ancak sürekli bölünen dikkat, bu dayanıklılığı aşındırır.

Odaklanmamızın önündeki engellerden birisi de sürekli gelen bildirimler. Telefon ekranına düşen her bildirim beynimizde küçük bir ödül ihtimali olarak algılanır. Bu da dikkatin sürekli tetikte ve bölünmeye açık kalmasına neden olur. Sonuç olarak sürekli meşgul ama nadiren gerçekten odaklı bir zihin yapısında oluruz.  Günümüz dünyasında oldukça hızlı şekilde işlerimizi halletmek zorundayız. Adeta bir hız kültürü içinde yaşıyoruz. Hızlı yemek, hızlı alışveriş, hızlı içerik, hızlı başarı… Beklemek ya da uzun vadeli bir şey için sebat göstermek neredeyse tahammül edilemez bir hâl aldı.

Oysa odaklanma yavaşlık ister. Tek bir şeye uzun süre maruz kalabilmeyi gerektirir. Fakat hızlı tüketim kültürü bize tam tersini öğretir: “Sıkıldıysan değiştir, zor geldiyse bırak, kısa vadeli hedeflere odaklan…” Bu refleks zamanla akademik çalışmalara, iş hayatına ve hatta ilişkilere bile yansıyabilir. Sabır eşiğimiz düştükçe, uzun vadeli hedefler gözümüzde büyür. Çünkü beynimiz artık sürekli yeni ve parlak uyaran aramaya programlanmıştır.


Odaklanma Sorunu Nasıl Çözülür? 

Peki odaklanma sorununu nasıl çözebiliriz? Meşhur Çalınan Dikkat kitabının yazarı John Hari’ye göre odaklanma kaybı kişisel bir zayıflık değil, çağın bir yan etkisi olabilir. Ancak bu durum değiştirilemez değildir.

Dijital detoks yapmak, bildirimleri sınırlamak, tek görevli çalışma alışkanlığı geliştirmek ve bilinçli molalar vermek dikkati yeniden eğitmenin yollarındandır. Çünkü dikkat, gerçekten eğitilebilir bir bilişsel beceridir.

Özetle, odaklanamıyor olmamız tembellikten değil; beynimizin hızlı haz ve sürekli uyarana alışmasından kaynaklanıyor olabilir. Modern dünya hızlanırken zihnimizin buna verdiği tepkiyi anlamak, kontrolü yeniden ele almanın ilk adımı olarak değerlendirilebilir.


Odaklanma Hakkında Hap Bilgiler:

  • Dopamin, yalnızca haz değil beklenti ve motivasyonla da ilişkilidir. Sürekli küçük ödüller  büyük hedeflere yönelik motivasyonu azaltabilir.

  • Ortalama bir insan günde yüzlerce kez telefon ekranına bakmaktadır. Bu mikro bölünmeler dikkat kalitesini düşürür.

  • Derin odaklanma (deep work) sırasında beyin daha verimli sinaptik bağlantılar kurar ve öğrenme kalitesi artar.

  • Çoklu görev (multitasking) verimliliği artırmaz; aksine görevler arasında geçiş maliyeti oluşturur.


Yorumlar


bottom of page